Antalya Gezi Rehberi

Akdeniz bölgesi yazın tatilcilerin uğrak yerlerinden, özellikle yabancı turistlerin de tercih ettiği Antalya bölgesine gitmeden bu yazıyı okumaya ne dersiniz..

Antalya

Olympos

Doğal güzellikleriyle çok sayıda kampçının tercihlerinden olan Olympos’ta ister karavanda, ister çadırda kalabilirsiniz. Hatta aynı zamanda Olympos’ta size ağaç evlerde kalma imkanı da sunan bir çok tesis bulunmakta.

Kaş

Antalya’nın en büyük ilçelerinden olan Kaş karavancıların en popüler yerlerindendir. Özellikle sakinliği ile huzur bulacağınız Kas’ta çok fazla kamp alanı bulunmakta. Denizinin güzelliğine değinmeye gerek yoktur herhalde değil mi?

Kaş’taki kamp bazı kamp yerleri:

Kaşmarin Camping

Kas Camping

Kaş Olympos Mocamp

Adrasan

Eskiden daha tenha ve sakin olarak bilinen Adrasan özellikle bu sene bir hayli popüler olmaya başladı. Hem çadır, hem de karavan için çok ideal bir yer.


Geyikbayırı

Bu kadar yolu gitmişken Antalya’ya 20 km mesafede olan Geyikbayırı’na da uğramalısınız. Plajı ve yürüyüş parkurlarıyla size farklı bir deneyim yaşatabilir bir yer.

Manavgat

Toros dağlarının eteklerinde, eşsiz kumsallarıyla bölgenin en dikkat çeken yerlerinden biri olan Manavgat’ta karavanınızla güzel bir tatil geçirebilirsiniz.




Antalya ve Çevresinde Gezilecek Tarihi ve Önemli Yerler

Antalya tarihi hakkında; Antalya’nın 2 km kadar iç kısmında bulunan Karain Mağarası’nda bulunan en eski kalıntılar, Antalya’daki yaşamın Paleolitik döneme kadar uzandığını göstermektedir. Antalya, Akdeniz şeridini kaplayan diğer şehirler kadar yaşlı olmasa da oldukça eski yerleşim yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Antalya’nın MÖ 1. yüzyılda II. Attalus tarafından kurulduğu bilinmektedir. Şehir ilk kurulduğu zaman kurucusunun adından esinlenilerek Attaleia olarak adlandırılmıştır. Bergama Krallığı Roma’ya geçtiğinde bölge, bir Roma şehri olmuştur. İmparator Hadrian, MS 130 senesinde burayı fethettiğinde bölgede bir zafer takı da inşa edilmiştir.

Daha sonra şehir ilk önce Bizanslılar tarafından ele geçirilmiş, ardından ise 1207 senesinde Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiştir. Şehir sonrasında “Antalya” olarak anılmaya başlanmıştır. Şehir ardından Moğollar tarafından ve sonrasında 1391 senesinde Osmanlılar tarafından ele geçirilmiştir. 1918 yılında, I. Dünya Savaşı’ndan sonra İtalyanların eline geçen şehir 1921 senesinde Atatürk önderliğinde Türklerin eline geçmiştir.


Side Apollon Tapınağı:

MS 150 yılında yapılmış olan tapınağa, ışığın ve güzelliğin tanrısı olarak bilinen Apollon’un adı verilmiştir. Geçmiş zamanlarda kentin tanrıçası olarak kabul edilen Apollo adına ithaf  edilmiş olan eser, Antalya Side’de ayakta kalmayı başarmış yapılardandır.

Tarihi kalıntıları görülmeye değer güzellikte olan Apollon Tapınağı, yıl içerisinde birçok yerli yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. Roma dönemine ait bu yapıyı görmenizi ve dönemin en ihtişamlı eserlerinden biri olan bu tapınağı yakından incelemenizi öneriyoruz.


Aspendos Tiyatrosu

1800 yıllık tarihi olan Aspendos Antik Kenti, Türkiye’nin en önemli tarihi yerlerinden biri ve aynı zamanda en iyi korunan antik tiyatrolardan biridir. Hikâyesiyle insanları büyüleyen tiyatro, eski mimarinin en güzel örneklerindendir.


Perge Antik Kenti

Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı olan Perge Antik Kenti, iyi şekilde korunmuş ve günümüze kadar gelmeyi başarmış tarihi bir yapıdır. Şehir MÖ 1200 senesinde kurulmuştur. Hitit imparatorluğu döneminde kullanılan kent sonrasında Romalılar ve Bizanslılar tarafından da kullanılan önemli bir yerleşim yeri olmuştur.

Kentin içerisinde tiyatro, Helenistik kapı, hamam, stadyum ve sütunlu cadde bulunur. Bu yapılardan çoğu günümüze kadar gelmeyi başarmıştır


Patara Antik Kenti

İskender’in kuşattığı kent olan Patara, Batı Akdeniz’de yer alan eski çağlarda Likya Uygarlığının başkentliğini yapmış bir sahil kasabası. MÖ 8. yüzyıllara uzanan geçmişiyle Patara köklü bir tarihe sahip. Antik kent günümüze de iyi bir şekilde ulaşmayı başarmış; tapınak, tiyatro, hamam, meclis, horrea ve stadyumu ile ihtişamlı bir ören yeri resmi teşkil ediyor. Ayrıca Patara dünyanın ilk meclis binasını içinde barındırmasıyla da önemli bir yere sahip.


Olympos Antik Kenti

Olympos, zamanında antik Likya medeniyetinin en önemli kenti olma özelliğini de taşımıştır ve bu nedenle Antalya’nın mutlaka görülmesi gereken antik kentleri arasında bulunmaktadır.


Syedra Antik Kenti 

Sularla çevrili kentin yerleşim yeri oldukça geniştir. Kentin günümüze ulaşan yapıları; doğal su kaynağı sağlayan sarnıçlar, vaftiz mağarası, görkemli yapıdaki hamam, oldukça geniş sütunlu caddeleri, dükkanları ve tapınakları bulunmaktadır. Kentin geçmişi MÖ 7. yüzyıla kadar tarihlenmektedir ancak şehrin tarih sayfalarında yeri MÖ 1. yüzyıla uzanmaktadır. Syedra Kenti yapılarıyla tam bir Roma kenti olduğunu kanıtlamakta.


Termessos Antik Kenti

Bir kartal yuvasını andıran şehir Toros Dağları’nın eteklerinde yer almaktadır. Ziyaret etmek isteyenleri hayli zorlayacak dik bir yamaç üzerinde olup yinede kimseyi bu görkemli yapıyı görmekten alıkoymamaktadır. Gymnasium, hamam binası, sütunlu cadde, soylu ailelerin heykelleri, şehrin en yüksek tepesinde yer alan tiyatro, tapınak ve mezar gibi birçok kalıntıyı görme şansına sahipsiniz.


Limyra Antik Kenti

Antik Kent içerisinde yer alan; Xatabura anıt mezarı, Perikle Anıtı, kaya mezarları ve evleri görmek için tepeye tırmanmak gerekiyor. MÖ 5. yüzyılda kurulmuş olan kentteki kazılar 1969 senesinde başlamıştır. Kentteki en önemli yapı yolun hemen alt kısmında yer alan sütun başıdır. Burada  İmparator Augustus’un manevi oğlu Gaius Caesar’ın mezar anıtı bulunmaktadır. Kudüs’ten Roma’ya dönerken Limyra Antik Kenti’nde vefat etmesi üzerine anıt yapılmıştır.


Phaselis Antik Kenti

Bir yanı orman diğer yanı deniz kenarına konuşlanmış bu kent tarih ile  doğanın muhteşem birleşimine tanıklık ediyor. Önemli bir liman kentidir. Şehir, denizcilik konusunda dönemin en ileri topluluklarından olan Rodoslular tarafından MÖ 7. yüzyılda kurulmuştur. Bir süre sonra Persler tarafından ele geçirilen şehir, MÖ 3. yüzyılda Büyük İskender tarafından fethedilmiştir. 3 önemli limanı bulunmaktadır. Bunlar; Kuzey Limanı, Güney Limanı ve Merkez Liman’dır.


Hadrian Kapısı

130 yılında Hadrinus’un Antalya’yı ziyaret etmesine hitaben yapılmıştır. Antalya surlarının arasında yapılan kapı, surların girişi kapatmasıyla ne yazık ki uzun yıllar kullanılamamıştır. Günümüzde ihtişamlı görüntüsünü hala koruyan kapı Antalyalılar tarafından ’ Üç Kapılar ‘ olarak da anılmakta. Hadrian Kapısı, geçmişin etkileyici günlerini hayal etmek için görülmesi gereken, Antalya’nın popüler tarihi mekanları arasında bulunan önemli bir mimari yapıdır.


Kızıl Kule

Selçuklu döneminde, 13. yüzyılda, Alaeddin Keykubad tarafından Alanya Kalesi’ni ve tersaneyi denizden gelebilecek olası saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Kale Alanya’nın simgesi haline gelmiştir. Yapımında kırmızı tuğlalar kullanılmıştır. Bu nedenle ismi Kızıl Kule olarak adlandırılmıştır. Kuleye tırmanmak ne kadar yorucu olsa da Alanya’nın muhteşem manzarasını ayaklarınızın altına seriyor.

Mimari özelliklerine değinecek olarak kule sekizgen planlı inşa edilmiştir. Duvarları ise 12,5 metre yüksekliğe sahiptir. Kulenin yüksekliği ise 33 metre ve çapı ise 29 metredir. Kulenin tepesine çıkmak için 85 basamaktan oluşan taş bir merdiven kullanılmaktadır.


Hıdırlık Kulesi

Antik Çağ’dan günümüze uzanan bu özel kule, keyifli bir yürüyüşün ardından sizi karşıladığı için Antalya gezisi esnasında gerçekleştirebileceğiniz keyifli bir ziyaret alternatifidir.


Ehmedek Kalesi

Helenistik Dönem’den kalan yapıların üzerine inşa edilmiştir. Kale kumandanlarının kaldığı kale; kara tarafından gelebilecek saldırılara karşı yapılmıştır. Kale, I. Alaaddin Keykubat tarafından Kızıl Kule’nin inşasından 1 sene sonra yaptırılmıştır. Selçuklu döneminde gelen ulular burada misafir edilmekteydi. Kalenin içerisinde sarnıçlar, hamamlar ve çok sayıda ocaklar bulunmaktadır.


Alanya Kalesi 

Helenistik Dönem’de yarımada üzerine inşa edilmiş olup Alanya’nın en önemli simgelerindendir. Kent, 1221 yılında Alaeddin Keykubad tarafından alındıktan sonra tekrar yaptırılmıştır. Su ihtiyacının karşılanması üzerine 400 sarnıç yapılmış olup bu sarnıçla günümüzde halen kullanılmaktadır.


Antalya Atatürk Evi Müzesi

Atatürk’ün Antalya ziyareti sırasında konakladığı köşk, 1986 senesinde müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Müze iki kattan oluşmaktadır. Müzenin ilk katında fotoğraf ve belgelerden oluşan sergi, belgesel odası, büro ve yemek odası bulunmaktadır. Ziyaretçiler ikinci kata geldiğinde ise Atatütrk’ün kişisel eşyaları sergilenmektedir.




Kaynak: Tatil Rehberi Turizm A.Ş.

34 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör